Microsoft Yeni Veri Merkezini Neden Yunanistan’a Açıyor?

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Konu yine Microsoft. Bu seferki sorun, yeni açacakları veri merkezinin yeri ile ilgili. Çoktan duymuşsunuzdur, Türkiye’nin yanı başındaki Yunanistan’ı tercih ettiler.

Oysa, Microsoft’un Avrupa ülkeleri için yeterince veri merkezi zaten var. Yukarıdaki haritada bunu kolaylıkla görebilirsiniz.

Bizim bulunduğumuz coğrafyada Microsoft’un en büyük müşterisi Türkiye. Sadece geçtiğimiz 5 yılda, yazılım için ödediğimiz para 5 Milyar dolar. Bunun ciddi bir bölümü Microsoft lisanslarına gidiyor. 

Microsoft şirket olarak bir değişim sürecinde, ve artık bir Cloud şirketi olmak istiyorlar. Önümüzdeki yıllarda verecekleri mail/Web/DB/App/Office gibi hizmetleri sadece kendi Cloud ortamlarından sağlayacaklar. 

“Bu durumda, Türkiye’nin verilerini Yunanistandaki veri merkezinde tutacaklar.”

Peki, veri merkezinin Türkiye yerine Yunanistan’a yapılması konusunda hangi argümanlar sunuluyor?

  • Konunun GDPR ve Verilerin güvenliği ile ilgili olduğu

Bunu düşünmek oldukça mantıksız ve saçma. Veri merkezi lokasyonunu, verilere erişim ile ilgili bir kolaylık sağlamaz. Devleter, bilgileri şirketlerden ister, ve onlar da  derleyip verirler veya vermezler.

GDPR kuralları Türkiye’nin verilerini tutmak için geçerli değil, veri merkezinin GDPR uygunluğu ile herhangi bir alakası yok.

  • Türkiyedeki iktidar güven vermiyor,

Peki Güney Afrika ve Brezilya, veya yeni yatırım kararı aldıkları İsrail, güven veren ülkeler mi?  Dünya haritası üzerinde Azure veri merkezlerini buradan görebilirsiniz.

Oysa kişisel fikrim, Türkiye içinde veri merkezi açacaklarını söyleselerdi, gereklilik halinde, işleri kolaylaştırıcı özel yasa bile çıkartılacağına eminim.

  • Avrupa için bile Microsoft Veri Merkezlerindeki veriler ciddi bir sorun. 

Avrupa’da, Amerika’nın CloudAct yasası yüzünden, GAIA-X isminde bir birlik kurdular. Yine de Avrupa’da kimse Microsoft’a, “Buraya veri merkezi kurmayın, çünkü verilerimizi alıyorsunuz” demiyor. 

Veri merkezi, latency(Veri Merkezi Yakınlığı) sebebiyle Türkiye’de yapılmalı

Cloud teknolojileri ile çalıştığım son 7 sene içinde, bu teknolojinin özellikle Avrupa pazarını nasıl domine ettiğini çok iyi gözlemledim. 1-2 yıl içersinde Türkiye de aynı sorunlarla karşı karşıya kalacak.

Bir Cloud çözümü hazırlarken, birçok faktörü hesaba katarak çözüm üretirsiniz. Cloud çözümünüz içersinde latency(gecikme) bir fizik limitasyonudur ve teknolojik olarak çözülmez.

Basit bir örnek verelim:
Bilgisayar ekranınızda Office365 bir Excel sayfasını görüntülüyorsanız, latency sizin için çok önemlidir. Ekrandaki görüntü, 2-10 ms bir gecikme süresine sahipse, bu kabul edilebilir sınırlar içersindedir. Fakat 10-20 ms civarı bir gecikme süresi, iş yapmanıza engel olacaktır.

Latency(Veri merkezi yakınlığı) konusu, kurguladığınız Cloud çözümleri için çok daha önem arzeden bir konu. 5 ms kadar olan latency için, yerel ağınızda alabileceğiniz hizmetleri dahi, Cloud üzerinde konumlayabilirsiniz.

Bunun anlamı, dosya paylaşımı için kullandığınız bir bilgisayarı, Cloud’a koyabilirsiniz veya uygulama sunucusunu İstanbul’daki bir veri merkezinde çalıştırdığınız bir yazılım için, veri tabanını Azure üzerinden alabilirsiniz.

Maalesef bunlar olacak. Microsoft, Türkiye’den kazandığı lisans paraları ile Yunanistan’da bir veri merkezi kuracak. Bu konunun politikası vs olmaz. 

Microsoft’un Türkiye’deki Kurumsal Müşterileri, derhal bir deklarasyon yayınlamalıdırlar.

Çünkü önümüzdeki birkaç yıl içinde alacakları hizmetlerin çoğu için yeni veri merkezini kullanıyor olacaklar.

Bence asıl gerekçe nedir?

linkedin paylaşımım

Linkedin üzerinden bir paylaşım yaptım ve Türk Şirketler, ” Biz Yunanistan’da Kurulacak Veri Merkezini Kullanmayacağız” derlerse, bu konuda Microsoft’un kesinlikle geri adım atacağını söyledim.

Microsoft para kazanmak isteyen bir şirket. Yeni kurdukları veri merkezi yatırımını yaparken, bizim hiç bilmediğimiz bir argümanları olmalı.

Bu tür global şirketler, yatırım yapacakları ülkeleri araştırması için hukuk bürolarına verirler. Hukuk büroları da bilgi alabilecekleri çeşitli kurumlara(Dünya Bankası, BM, Pentagon, CIA) bu yatırım kararı ile ilgili danışırlar.

Aldıkları cevaba göre Brezilya veya Güney Afrika gibi ülkelere yatırım kararı alırlar.

Aslında soru çok basit. Ancak sizce aşağıdaki soruyu soracak babayiğit var mıdır? 

“Yıllardır milyarlarca dolar para verdiğimiz bir şirket, gerek teknolojik gerekse ekonomik (ucuz işgücü vs)olarak daha karlı olduğu halde, neden bizim ülkemizde yatırım yapmaz?”


Haberler ve Yeni Şeyler


 

Facebook, Instragram ve Whatsapp Türkiye’de Temsilci Bulundurmayacak

 

Büyük tartışmalara neden olan Sosyal Medya yasası, 1 Ekimde yürürlüğüe girdi. Yasaya göre günlük erişimi 1 Milyon kullanıcıdan fazla olan sosyal medya platformları, Türkiye’de 1 kişiyi temsilci olarak belirleyecekti.

Geçtiğimiz hafta, 1 Ekim tarihi geçti ve sosyal medya platformlarının çok merak edilen nasıl tepki verecekleri konusu ortaya çıktı.

Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Youtube üzerinden gazeteci Füsun Sarp Nebil ile bir söyleşi yaptı ve “Facebook kaynaklarının Türkiye’de temsilci bulundurmama kararı aldıklarını” söyledi. Yaman Akdeniz, bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğini de ayrıntılarıyla anlattı.

Bence temsilci atamayacak olmaları çok iyi birşey. Temsilci atarlarsa, gerekli yerlere gerekli gizli sözleri verdiler demektir.

Sosyal medaya şirketlerinin çıkar odaklı çalıştığını ve ülkelerin sosyolojisini dizayn ettiğini biliyoruz. Herşeye rağmen, bu şirketlerin  kafalarına göre hareket edememeleri gerekir. Elbette, bazı kısıtlamalar, ve regülasyonlar olmalı.

Ancak bunları yaparken, ülkelerin şirketlere güven de vermesi gerekir. Benim şahsi kanaatim, sonradan temsilci atayacakları yönünde. 

Bu arada size bir soru: Aylık 10k Dolar maaş verseler, Türkiye’de Facebook temsilcisi olur muydunuz? 

Ben olmazdım. Yarın birileriyle ters düşerseniz, ajanlık,Fetöcülük,terör,yandaş gibi bir suçlamayla, “istemeyerek yardım etmek” sebebiyle hapse girebilirsiniz ve yedi göbek akrabalarınıza kadar aileniz zarar görebilir.

Prof.Dr.Yaman Akdeniz ile Sosyal Medya Düzenlemelerinde Son Durum

Hangi işi yapıyorsanız yapın MVP sizin için vazgeçilmezdir

Vermeye başlayacağınız yeni bir hizmet de olabilir, yeni geliştirmeye başladığınız biri ürün de… Ürün- market uyumu veya departmanlar arası hizmet kalitesi ilk ölçmeniz gereken parametredir.

IT departmanı yönetiyorsunuz, ve internette “Parola Yöneticisi” konusunu görüyorsunuz. Kullanıcılarınızı ve yaptıkları işleri düşünerek, Evet, bu bizim ihtiyacımız diyorsunuz. Süreç ile ilgili hazırlık yaptıktan sonra, 2-3 şirket ile görüşüp, bir ürünü alıyorsunuz.

“Fakat bir dakika! alacağınız ürünü kullanacak olan kişiler bu ürünü denediler mi?”

Artık, “Paydaşların kapitalizmi” veya “Paydaşların tüm süreçlerde söz sahibi olması” çok önemli bir konu. Üreteceğiniz hizmet, veya satacağınız ürün, o ürünü alan var ise ve ürün ile istediklerine ulaşabiliyorsa başarılıdır.

Eskiden alışmış olduğumuz “önce al/yap, sonra sürece bakıp karar ver” politikası artık çok gerçerli değil.

Yukarıda bahsettiğimiz süreci, MVP modeline göre dizayn edecek olursak; “Parola Yöneticisi” kullanması düşünülen birkaç kişinin, sürece dahil edilip, test veya POC yapmaları sağlansaydı, ürün/hizmet, kullanıcılar tarafından hemen sahiplenilebilirdi.

Aynı konu, SAP projesi gibi komplike hizmetler için de geçerlidir. Hizmetin alım sürecini uzatacağı doğrudur. Fakat, paydaşları sürece dahil ettiğinizde, ürünün son kullanıcıları, karar süreçlerinde fikirlerini belirttikleri için, oluşan ürünü sahiplenecelerdir.

MVP ve ürün geliştirme için yazılmış çok güzel bir makale
 


Teknolojide Öne Çıkanlar


Siber güvenlik için güzel bir programlar listesi

Siber güvenlik ile ilgili en büyük sorunlardan biri, saldırı yapan kişileri tespit etmekle ilgili oluyor. Başarılı saldırılar, çoğunlukla şirket içindeki bir zayıflığı  kullanarak yapılanlar oluyor.

Burada sizlerle paylaştığım Hacking Araçları listesi, bu anlamda size yardımcı olabilir.

Şirketinizdeki dosya sunucunuzda veya kullanıcı bilgisayarları üzerinde, dosya filtreleri listesine, buradaki yazılımları eklemenizi tavsiye ederim. Listedeki çoğu paketi ilk defa gördüm.


Buradaki URL adresini otomatik olarak alıp, içindeki program isimlerini komut satırınız üzerinden aşağıdaki şekilde alabilirsiniz.(Mac, Linux ve Windows WSL 2)

curl “https://raw.githubusercontent.com/m4ll0k/Awesome-Hacking-Tools/master/README.md” | awk ‘{print substr($2,3)} ‘

Parola Yöneticisi KeePassXC

 

 

Bu satırları okumak sizi çok büyük belalardan kurtarabilir. İnsanlar çoğunlukla, aynı parolayı defalarca farklı yerlere verirler. Mesela, mail şifrenizle banka parolanız aynı olabilir.

Sonuçta hepimiz insanız ve ezberleyebilmemizin bir sınırı var. 4-5 şifreden fazlasını hafızamızda tutmamız zor oluyor. Benim gibi, 1 yıl boyunca kullanmadığınız banka şifrenizi, Türkiye’ye gelince unutup, kartı ATM ye yutturmanız çok olası. 😃

Bu tür durumlar için size tavsiyem tek bir parolanız olsun ve bir parola yöneticisi kullanın. KeePassXC kolaylıkla bilgisayarınıza kurabileceğiniz bir yazılım. Hayatınızda birsürü şeyin daha yönetilebilir ve rahat olduğunu göreceksiniz.

Ya birisi o bilgileri alırsa diye düşünebilirsiniz. Bu yüzden size şöyle bir kullanım tavsiyem olacak: (Dropbox veya Google drive kullandığınızı varsayıyorum) Parola Yöneticinizin veri dosyasını buraya kopyalayın, ve telefonunuz üzerinden ve bilgisayarınızdan aynı dosyaya erişin. Bu sayede tek bir tane parola yöneticiniz olsun.

Parolalarınızın olduğu dosyanın 4096 bit ile şifrelendiğini ve çözülemeyeceğini unutmayın.

programa buradan ulaşabilirsiniz


Başka Şeyler



Dizi

Travelers – BilimKurgu

Çok farklı bir bilim kurgu dizisi. Zamanda seyahat, yapay zeka ve disütopya konularının işlendiği harika bir bilim kurgu. Senaryo içinde çok zekice düşünülmüş ayrıntılar var.

Dizi maalesef yayından kaldırıldı, fakat 3 sezon içersinde çok değişik konuları işlediler. Zamanda seyahat konusunu bu kadar zekice düşünmüş başka bir dizi görmedim. Ayrıca Yapay Zeka ‘ya olan bağlılıkları inanılmaz.

imdb Sayfası 

Netflix Sayfası

Bu haftayı hayran olduğum ve büyük saygı duyduğum birinden bir sözle bitirmek istiyorum.


“Sorgulanamayan cevaplar yerine cevaplanamayan soruları tercih ederim”
– Richard Feynman

Bu haftalık bu kadar. Eğer bülten hoşunuza gittiyse arkadaşlarınıza da iletin.

Görüşmek üzere,

– Şenol
Açık Kaynak Fikriler

Bültenimizi beğendiyseniz, lütfen arkadaşlarınızla paylaşın.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email