AKF

Bilgi Teknolojilerinde Bağımlılık Nedir? Nasıl Azaltılır?

Şirketlerin son zamanlarda baş etmeye çalıştıkları en önemli problemlerden birisi de Servis Sağlayıcılarına Kilitlenme (Lock-in) veya Teknolojik Bağımlılık. Teknolojik bağımlılığı azaltabilmek için belirlenen çözümlerin stratejik bir analizinin yapması gerekiyor.

Tek bir bulut, tek bir donanım veya tek bir yazılım sağlayıcısına bağımlı olmak, bugün bir çok yöneticinin en büyük problemi.

Artık hiç bir şirket, bu tür bir bağımlılığın neden olduğu ağır maliyet, hantallık ve rekabet gücünün zayıflaması gibi yıkıcı etkileri yaşamak istemiyor.

Doğal olarak işletmeler, kendilerini bu etkilerden korumak için sahip oldukları teknoloji alt yapısını bağımsızlaştırmaya çalışıyor. 

Açıkçası, bu yolda harcanan çaba ve kaynak gerçekten büyük. Fakat genellikle, daha değişimin başındayken önceliklerin yanlış belirlenmesi hatasına düşülüyor.

Ve en başta yapılan bu hata, yeni ve daha büyük bağımlılıkları doğurduğu gibi, sahip olunan yeni teknolojilerden beklenen avantajlar da sağlanamıyor.

Bağımlılık Türleri

Esasen teknolojik bağımlığının temel tanımı, bir şirketin sahip olduğu teknik bir çözümden, bir diğerine geçemeyeceği durumu tarif eder ve muhtemel üç sebebi vardır:

  1. Uzun vadeli sözleşmeler
  2. Teknik bağımlılıklar
  3. Şirketin organizasyon yapısının değişime hazır olmaması.

Pratikte ise genellikle “Bağımlılık”dendiğinde, bir veri tabanı sistemi veya Cloud ortamı gibi, tek bir sağlayıcıya bağımlı olunan satıcı bağımlılığı kast edilir.

Oysa daha derinlemesine bir analizle, bundan başka bağımlılık tiplerinin de olduğu açıkça tespit edilebilir.

Açık Kaynak Fikirler olarak danışmanlık verdiğimiz şirketlerde, genellikle birden çok teknolojik bağımlılık çeşidini bir arada gördüğümüzü söyleyebilirim.

Çünkü genellikle şirketler bir noktadan bağımlılık geliştirdiklerinde bunun arkası gelir ve kısa süre içinde bir diğeri oluşur.

Kabaca dört tür bağımlılıktan söz edilebilir. Ancak elbette, her şirketin koşulları farklıdır ve detaya inildikçe burada bahsedilenler dışında başka bağımlılıklara da rastlanabilir.

Satıcı Bağımlılığı

Yukarıda da belirttiğim gibi, bu tür bağımlılık durumu genellikle, bağımlılığın tanımıyla karıştırılır.

Satıcı bağımlılığı olan şirketler, lisans, bakım ve destek için kontrol edemeyecekleri yüksek maliyetlere, uzun vadeli sözleşmelerle tutsak hale gelirler.

Ve genellikle bir çözüm yolu olarak, hali hazırda kullanılan ve bağımlılık yarattığı düşünülen ürün veya hizmetlerin, apar topar Açık Kaynaklı olanlarla değiştirilmesi ile bir “Açık Kaynak Stratejisi” belirlenmeye çalışılır. 

 Çünkü Açık Kaynak ürünler ücretsizdir gibi genel bir düşünce vardır.

Ancak sonuç beklenildiği gibi olmaz; hatta durum, tıpkı gelişi güzel alınmış bir ilacın hastalığı tedavi etmek yerine daha büyük sorunlar doğurması gibi, içinden çıkılması imkansız bir hal alır.

Çünkü, hali hazırda kullandığı çözümü değiştiren her şirket, verileri taşımak ve mimarisini adapte etmek zorundadır. Bu ayarlamalar, hem tescilli ticari ürünler için, hem de açık kaynaklı ürünler için mecburidir.

Yeni bir ürünün işletmeye adaptasyonu ve bununla ilgili risklere karşı güçlü bir savunma oluşturmak için, çok yüksek teknik ve mali çaba harcanır.

Ancak çoğu zaman; başarılı bir geçiş yapıldıktan sonra bile, yeni çözümü kullanabilmek için diğer hizmet sağlayıcılarla hizmet sözleşmeleri yapmak gerekir. Bu durum Açık Kaynaklı ürünler içinde geçerlidir, lisans için bir sözleşme yapmazssınız fakat destek için konunun uzmanı olan bir partner belirlemeniz gerekir.

Ve elbette bu kaçınılmaz olarak yeni satıcı kilitlenmelerini doğurur.

Sürümü Yükseltme Bağımlılığı

Şirketler standart çözümlerini geniş ve kapsamlı bir şekilde değiştirdiğinde, yapılacak yükseltmeler çok zahmetli ve pahalı hale gelir.

Dolayısıyla bir çok şirket bundan kaçmaya, mümkün olduğu kadar elindekiyle idare etmeye çalışır.

Ancak gittikçe eskiyen(?) sürümün destek süresi dolduğunda, onunla çalışmak daha da zorlaşır. Bir de buna artık yaması bulunmayan güvenlik açıkları eklenir. Güvenlik açığı büyüdükçe kullandığınız sürümün yükseltilmesi acil hale gelir.

Şirketin düştüğü zayıf pozisyon sebebiyle maliyetler artar ve pazarlık şansı azalır. Standart çözümün sürümünün yükseltilmesi hayati hale gelir. 

Buna sürümü yükseltme bağımlılığı denir.

Beceri Bağımlılığı

Şirketler, kendileri için gerekli olan know-how için uzun yıllar yatırım yapar. En iyi teknolojiyi tesis etmek ve en verimli şekilde kullanmak için personel işe alıp yetiştirirler. 

Bu son derce normaldir. Ancak bu süreç sonunda bazen –şirketlerin genellikle geç farkettiği– yeni bir bağımlılık; beceri bağımlılığı gelişebilir.

Durum şöyle ilerler:

Tamamen kendi çözümlerine odaklanmış olan BT departmanı, zamanla her bir BT çalışanının, her bir noktasına çok iyi hakim olduğu kendilerine özel bir çözüm geliştirir. 

Böylece, çalışanlar için sıkı bir “güvenli bölge” oluşur. Konfor alanını terk etmek istemeyen personel, ne kadar eski olsa da yerleşik çözümlerinden vazgeçmek istemez ve yeni teknolojilere mesafeli yaklaşır.

Bu şirket için çevikliği kaybetmek anlamına gelir. Zamanla inovasyon ve rekabet edebilme kabiliyetlerini baltalayacağı için hayati önem taşır.

Bulutta Bağımlılık

Şirketler bulut teknolojisine geçmeye çalışırlarken, genellikle yeni bir teknoloji ve platform kilitlenmesinden çekinirler.

Bunu yaşamamak için de “Hibrit /çoklu bulut” stratejisi kullanmaya ve açık kaynak araçlar kullanarak soyutlama katmanlarından faydalanmaya çalışırlar.

Büyük bulut sağlayıcı firmaların satıcıları ise, Hibrit/çoklu bulut strartejisinin “Buluttan sağlayabileceğiniz avantaj ve faydaları” minimuma indirme riskinden bahsederler.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Hibrit bulut stratejisi, bağımsız bir teknoloji alt yapısı için gayet makul bir çözümdür ve satıcıların sözünü ettiği riski ekarte edebilecek (açık kaynaklı veya değil) ürün seçimi yapmak mümkündür. 

Ancak yazımız bağlamında şunları söylemek önemlidir: 

Bir hibrit bulut stratejisini kurup işletmek, profesyonellik gerektirir ve birçok durumda BT personelinin becerilerini arttırmak gereklidir. 

Çünkü mevcut BT personelinin deneyimi az ve kaynakları kıtsa, yenilik, seçim ve operasyonel yeterlilik zarar görebilir.

Bu sebeple hibrit bulutu kullanacak BT personeline yatırım yapılmalıdır.

Ancak, personel eğitildikten sonra ileri vadede şirketin kendi BT personeline bağımlı hale gelme riski mevcuttur. Bu hesaba katılmalı ve buna göre bir strateji geliştirilmelidir.

Çözümlerinizin Bağımlılık Yaratma Risklerini Derinlemesine Analiz Edin

Teknolojik bağımlılıklardan kurtulmak için, aynı anda tek ve büyük bir çözüm önermek mümkün değildir. 

“Böl ve yönet” ilkesine uygun olarak, problemli olan her alan için ayrı ayrı doğru yaklaşımlar belirlemek mantıklıdır.

Bu noktadan hareketle, ilk adım olarak kullanmayı düşündüğünüz çözümlerin hangileri için bağımlılıkların kabul edilebilir ve hangileri için asla kabul edilemez oldukları belirlenmeli ve şirketin hangi alanlarda daha az çabayla daha fazla esnek olabileceği ortaya konulmalıdır.

Böl ve Yönet ilkesi uyarınca, öncelikle şu iki soruya yanıt aranmalıdır:

  1. Yapılacak bir değişikliğin maliyeti nedir?
  2. Hangi çözüm hangi özel faydaları sunar?

Bu soruların yanıtları için BT mimarisi danışmanı Gregor Hohpe bunun için dört alanlı bir matris önerir .

Bu grafikte, düşük değiştirme maliyeti ile belirtilen iki alanın, bağımlılık riski en düşüktür. 

Değişim maliyeti düşük olan açık kaynak uygulamaları, kapsayıcı uygulamaları ve diğer standart yazılımlar gibi varlıklar uzun süre bağımlılık yaratamaz.

Ancak yüksek değiştirme maliyetlerinin beklendiği durumlar daha derinden analiz edilmelidir. 

Geçiş maliyetlerinin neden bu kadar pahalı olduğu, uygulamanın yönetimi daha kolay ve dolayısıyla geçişi daha ucuz olacak şekilde bölünebilir olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Böyle durumlarda, bir mikroservis mimarisi veya geleneksel bileşenlerin konteynırlar üzerinden hizmet vermesi sağlanabilir. 

Bu yapıldığında, maliyetlerin düştüğü ve dolayısıyla bir çok uygulamanın düşük maliyetler alanına kayarak sorunun kendi kendine çözüldüğü görülür.

Bunun dışında, daha küçük ve bağımsız olarak çalışan parçalardan oluşan yeni yapı, daha fazla çeviklik ve yenilik sağlar.

Yüksek Değiştirme Maliyeti Olan ve Değiştirilmesi Zor Kullanımlar

 

Bu genellikle büyük veritabanlarını ve uzun değişim döngüleri olan monolitik çekirdekli uygulamaları içerir. Belirli bir sağlayıcı lehine bilinçli bir karar vermek gerekebilir.

Burada bilinçli olmak, beklenen uzun vadeli faydanın net olarak ortaya konulmuş olması demektir. 

Bu belirlendikten sonra, sağlayıcılarla görüşürken sorulması gereken sorular, sözleşme içeriklerinin analizi ve hatta takınılacak tavır bile önemlidir. Dolayısıyla profesyonel danışmanlık almayı gerektirebilir.

Örnek olarak, veri tabanı olarak Oracle kullanımına karar vermek ciddi bir karardır. 

BT bağımlılıkları İçin Çözümleri Sınıflandırmak

Şirketlerin, BT bağımlılıklarından kurtulmak için kullanmayı düşündükleri çözümlerin de geleceğe dönük olarak sınıflandırılması önemlidir.

Bu sınıflama, bağımlılıklardan kurtulmak için, saptanan her bir çözüm seçeneğinin, gelecekte değiştirilme gerektirip gerektirmediğini ve gelecekteki bu muhtemel değişimin maliyetini ortaya koymayı içerir.

Böylece işletmeler, gelecekte ne gibi durumlarla karşı karşıya kalabileceklerini, saptadıkları çözümlerin, hangisinin en kullanışlı olduğunu kolayca görüp seçim yapabilir hale gelirler.

Bunun için, gene aşağıdaki gibi dört alanlı bir matris kullanışlıdır. Her bir çözüme ait, değiştirme maliyeti ve değişim olasılığı cevapları bu matrise işlenebilir.

Görüldüğü gibi burada, düşük değiştirme maliyeti ve aynı anda düşük bir değişim olasılığı olan kadran kritik değildir.

Ayrıca, düşük bir değiştirme maliyeti ile yüksek bir değişim olasılığı olan çözümler de, çoğu zaman çeviklik açısından fayda sağladığı için kabul edilebilirdir. 

Zira bu tür düşük maliyetli ve sık yapılan değişiklikler, şirketlerin hızla daha iyi çözümler bulmasına yardımcı olur.

Grafikte görülen kırmızı renkli Yüksek Bağımlılık Riski alanı, BT karar vericilerinin özellikle dikkat etmesi gereken kısımdır. 

Çünkü matrisin bu alanına denk gelen çözümler için sıklıkla yüksek maliyetli değişim beklenmektedir.

Bu durumda, BT karar vericilerinin,

  1. Neden bu çözümlere ihtiyaç duyuluyor?
  2. Buna alternatif olarak daha az değişim olasılığı veya daha ucuz değişim maliyeti olan çözümler var mı?

sorularına tekrar cevap vermesi gereklidir.

Ayrıca, dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, alternatif olarak verilen cevapların, gelecekte daha büyük teknik problemelere yol açacak niteliklere sahip olmaması gerektiğidir.

Çünkü bu tür durumlarda, özellikle maliyeti düşürmek için daha ucuz olan bir sistem aceleyle seçilir. Ancak kısa bir süre sonra bu çözüm, standartlara uyum sağlayamamaya başlar ve güncelleme, yükseltme vs. eksikliklerinden dolayı katı ve hantal hale geçer.

Matrisin sarı renge boyanmış olan Piyango bölümü, yüksek değiştirme maliyetlerine ve düşük değiştirme olasılığına işaret eder. 

Bu alana düşen çözümlerin iki olasılığı vardır:

Ya şirket kendini gelecekte pahalı bir değişiklikten kurtararak “şanslı” hale gelir, ya da gelecekte şirketin karşısına planlanmamış bir değişiklik çıkar ve bütçe altüst olur.

Bu riski göğüsleyebilmek için, olası bir sürpriz değişikliğe kaynak ayırmaya bir süre daha devam etmek ve ilgili çözümün etkisinin diğer uygulamalardan mümkün olduğunca ayrıştırılması gerekir. 

Şirket, bu alana düşen çözümlerde değiştirme olasılığı çok düşük görünse bile, pahalı sürpriz değiştirme riskini kabul etmelidir.

Sonuç

Şirketlerin, hem teknoloji, hem mimari, hem de farklı bir fiyat modeline geçişleri sırasında, bağımlı hale gelmemek için taşıdıkları endişeler, yapılacak analizler ile somut hale getirilmelidir. 

Hangi çözümün, neyinden çekinildiği veya ne gibi bir değer kattığı mümkün olduğu kadar net olarak ortaya konulabilirse, daha uzun vadeli ve gerçekçi sonuçlar elde edilebilir.

Aynı şekilde hizmet seçimi sırasında da, bağımlı hale gelmemek için danışmanınızla birlikte hizmet çeşitleri ve özellikleri, bölgesel kapsam ve fiyat modelleri de hesaba katılarak hazırlanacak matrislerle somut gerçekler ortaya konulmalıdır.

Bir şirketin BT de bağımlılığını en aza indirmek, kulaktan duyma pratikler, tavsiyeler veya firmaların satış görevlilerinin önerileriyle sağlıklı bir şeklide gerçekleştirilemez. 

Konuyla ilgili tecrübeli uzmanlardan yardım alınması gerekir.

Kaynakça:

Don’t get locked up into avoiding lock-in | Martin Fowler

Wie Sie IT-Abhängigkeiten managen |Computerwoche

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir