AKF

İstifa Dalgası Kalıcı mı Geçici mi?

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Merhaba

Daha önceki yayınlarımızda küresel bir  İstifa salgını yaşandığından bahsetmiştik. Bu konu halihazırda gündemde ve milyonlarca işletmeyi tehdit etmeye devam ediyor.

Başlarda yaşanan istifa dalgasının pandemiyle birlikte ortaya çıktığı ve sadece Amerika merkezli olduğu düşünülüyordu. Fakat tıpkı pandemi gibi bu durumun tüm dünyaya yayılması fazla zaman almadı.

Fakat yaşanan iş bırakma dalgasının kalıcı olmadığını düşünen bazı araştırmacılar var. 

Onlara göre, pandemi öncesi “bastırılmış iş memnuniyetsizliği” üzerinden hareket ederek iş değişikliği yapmak zordu. Fakat şu anda insanlar bu cesareti kendilerinde buldu ve  yaşanan şey, işte bu  birikmiş istifa isteğinin sonucu.

Beyaz yakalıların, yeni iş verenlerini daha yüksek bir amaç arayışı ile seçtiğini ve bu sebeple yeni işlerinde çok daha uzun süreler kalacaklarını iddia ediyorlar.

Bu elbette olabilir. Ancak işletmelerin yaşadığı personel kaybı konusunun kalıcı olabileceğine dair de önemli işaretler var. Çünkü uzaktan çalışma, daha fazla iş arayan için daha fazla pozisyonun mümkün olabileceğini açığa çıkardı.

Kişisel olarak  Avrupa genelinde de bu problemin yaşandığını deneyimlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim. 

Örneğin danışmanlık verdiğim  yerel Cloud hizmeti sağlayan bir firma, pandemiden bu yana yaşadığı personel “trafiği” nedeniyle birden fazla sayıda iş anlaşmasını geri çevirmek zorunda kaldı.

Çünkü firmada çalışmaya başlayan personel, klasik olarak altı ayını tamamlayıp gerekli eğitimi aldıktan sonra, tam firmanın işine yarayacak noktaya geldiğinde, daha iyi olanaklar sunan başka firmalara gidiyor.

Peki böyle işletmeler konuya nasıl yaklaşmalı?

Öncelikle:

“Yöneticiler, çalışanları arasından bir kaç yıldız oyuncuyu seçip onların maaşlarını arttırmayı bir elde tutma stratejisi olarak görmekten vazgeçmeliler.”

Bunun yerine:

1. Sistematik “Kalma Görüşmeleri”

İşletmelerin, karşı karşıya oldukları “çalışanları elde tutabilme riskini” düzenli olarak ölçmeleri gerekiyor. Böylelikle insanların işlerinde kalma sebeplerini ve işlerini bırakmaya iten şeyleri öğrenmek için, istifa konuşması beklenmemiş oluyor. Bu, firmalara harekete geçecek zaman kazandırıyor.  Bu görüşmeleri “Jour Fixe” şeklinde yapmanızı öneririm, böylece katılımcılar kendilerini hazırlayabilir.

2. Daha Önce “işten çıkarma” Yapılan Departmanlara Yoğunlaşma

İşletmeler eğer Pandemi sırasında zorunlu olarak işten çıkarma yaptılarsa, bu departmanlara  odaklanılmalı. Çünkü tükenmişlik sendromunun en çok bu departmanlarda ortaya çıktığı gözlemleniyor.

3. Rakip İşverenleri Araştırmak

Böylece firmalar kendi savunmasızlıklarını anlayabiliyorlar. Mesela Amazon’un vereceği maaşı, sosyal olanakları, ikramiyeleri ve çalışma koşullarını öğrenmek, firma için kilit değerdeki personelin kalmak için beklentisinin ne olduğunu somutlaştırmak adına önemli bir veri sağlıyor.

4.Farklı İhtiyaçlar İçin Farklı Kaldıraçlar Kullanmak

Örneğin maaşlar herkes için önemlidir, ancak özellikle düşük ücretli çalışanlar için sağlık hizmetleri gibi faydalar da pandemiyle birlikte merkezi hale geldi. 

Farklı sigorta seçeneklerinden faydalanmak veya yılın belli dönemlerinde yapılacak sağlık kontrolleri için ekstra imkan tanımak belirleyici olabiliyor.

Ya da esnek çalışma konusu.;Beyaz yakalı çalışanlara göre ev ve ofis ayrımı önem kazanırken, mavi yakalı ebeveynler için vardiyalarının ne zaman başlayıp bittiğini ve ne kadar boş zamanları olduğunu anlayabilmek adına zamanlama kavramı önem kazanıyor.

Ayrıca Avrupa ve Amerika’daki bazı firmaların, çocuklu çalışanlar için bakıcı ve tüm çalışanlar için psikolog hizmeti sunduğunu ve bunların oldukça fark yarattığını biliyoruz.

5. Çalışanların Yeteneklerini Öğrenmek

Firmaların özellikle işe yeni giriş seviyesindeki çalışanlarının ne gibi yeteneklere sahip oldukları hakkında daha fazla bilgi toplaması oldukça önemli. Çünkü zaman geçtikçe bu yeteneklerin ortaya çıkması da zorlaşıyor.

6. Çalışan Bulma Planlaması

Yöneticiler yeni çalışanları nasıl bulacaklarını kesinlikle önceden planlamalı.

Uzaktan çalışma, insanları kaybetmeyi kolaylaştırırken aynı zamanda serbest çalışanları da hızlı bir şekilde işe dahil etmeyi sağlıyor. Bu durumda belki de işe alım şartları gözden geçirilip esnetilebilir.

Örneğin IBM, Amerika’daki açık iş pozisyonlarının yarısından fazlasında lisans derecesi şartını kaldırdı.

Anlıyoruz ki, yetişmiş çalışanları elden kaçırmak günümüz firmaları için oldukça önemli bir değer kaybı. Bunun için yöneticilerin bu konuya özel bir hassasiyet ve stratejiyle yaklaşması gerekiyor.

Fakat unutmamak gerekir ki yeni çalışan almak, mevcut çalışanları elde tutmaktan daha pahalıya mal oluyor. Dolayısıyla bu mantıkla hiç kimsenin yeni bir çalışan işe almak istememesini anlayabiliriz.

Öte yandan gelişen iş dünyasında hayatta kalabilmek için yeni yeteneklere ihtiyaç var.

Bu durumda bir şirketteki çalışanların ideal bir karışım oluşturması gerekiyor. Bu elbette her işletmeye göre değişir. Eski çalışanlar kültürel bir denge sağlarken, yeniler yeni bakış açıları getirir.

Son olarak söylemek istediğim, eski ve yeninin ideal karışımını elde tutabilmek için önemli olan tek şey var: Çalışanları mutlu etmek.

How to manage the Great Resignation | The Economist

Yetenek Açığı

 

Yukarıda da bahsettiğim gibi, küresel çapta bir istifa dalgası yaşanıyor ve bunun en doğal sonucu yetenek açığı.

Özellikle ülkemizin içinde bulunduğu durum oldukça endişe verici. Son yıllarda her geçen gün hızlanan “beyin göçünün” de etkisiyle, Türkiye’nin elindeki kalifiye iş gücü açığı kritik seviyelerde.

ManpowerGroup’un yaptığı küresel “Yetenek Açığı Raporu” na göre, Türkiye’nin açığı %82 seviyesinde. Ayrıca ülkemiz, boş pozisyonları doldurmakta en çok zorlanan ülkeler arasında da 6. sırada yer alıyor.

Türkiye’nin bulunduğu durum, esasen bu konuda bir stratejimizin olmamasından kaynaklanıyor.

Bakınız raporda küresel bazda talebin arttığı pozisyonlar şöyle sıralanıyor :

  • Veri Analistleri & Bilim İnsanları
  • Yapay Zeka & Makine Öğrenme Uzmanları
  • Büyük Veri Uzmanları
  • Dijital Pazarlama & Strateji Uzmanları
  • Proses Otomasyon Uzmanları
  • İş Geliştirme Profesyonelleri
  • Dijital Dönüşüm Uzmanları
  • Bilgi Güvenliği Analistleri
  • Yazılım & Uygulama Geliştiricileri
  • Nesnelerin İnterneti Uzmanları

Ülkemizdeki talebin en çok arttığı pozisyonlar ise şöyle:

  • İmalat/Üretim
  • Operasyon/Lojistik
  • Satış/Pazarlama
  • BT/Veri
  • Yönetim/Ofis Desteği
  • İnsan Kaynakları
  • Ön Büro

Aradaki derin farklılık, ilk listedeki yetenekleri istihdam edebilen ülkelerle aramızdaki uçurumu oluşturuyor ne yazık ki.

Bu noktada İrlanda örneğinden bahsetmek istiyorum. Financial Times, yetenek zenginliği konusunda İrlanda’nın en güçlü ülkelerin başında geldiğinden söz ediyor.

Çünkü, İrlanda Avrupa’daki diğer ülkelere kıyasla, kendi üniversitelerinden mezun insanların en fazla girişim destekli şirket kurdukları ülke.

Kısaca söylemek gerekirse, İrlanda’nın kurulan her şirketi titizlikle takip edip destekleyen IDA adında bir devlet kurumu ve bu şirketlerin en kalifiye çalışanları istihdam edebilecekleri bir teşvik sistemi var.

Bu zenginlik doğal olarak yabancı yatırımcıyı da İrlanda’ya çekiyor.

Ne demeli, darısı başımıza.

WINNING TECH’S TALENT CONTEST| The Financial Times

Kaynak: https://turk-internet.com/yetenek-acigi-son-15-yilin-en-yuksek-seviyesine-ulasti/

İş Teknolojisi (Business Technologist) Uzamanları

 

“Teknoloji artık yalnızca BT departmanlarına mahsus değildir ve beş teknoloji uzmanından dördü BT dışındaki iş alanlarında çalışıyor”

Bu da İş Teknoloji Uzmanlığı adı altında yeni bir rolü ortaya koyuyor. Gartner’e göre bu uzmanlığı destekleyen işletmelerin dijital dönüşümü hızlandırması neredeyse üç kat daha olası.

İş Teknolojisi uzmanları, dahili ve harici iş kullanımı için teknoloji veya analitik yetenekler oluşturan, ancak BT departmanlarının dışında bulunan çalışanlardan oluşuyor.

Şirket içinde Dijital yetenekler oluşturmak için BT dışı kaynakları donatan ve güçlendiren stratejik bir rol üstleniyorlar.

Bir işletmenin iş teknolojistleri istihdam etmesi, dijital kabiliyetini arttırmak için sorumluluğu, hesap verebilirliği ve araçları sadece BT’den alıp, tüm iş birimlerinin eline vermek anlamına geliyor.

İş teknoloji uzmanları, çoğu zaman BT ile işbirliği içinde fakat yüksek görünürlüğe sahip en kritik şeyler üzerinde çalışıyorlar.

İş teknoloji uzmanlarının çalışmaları dört ana kategoride gruplandırılıyor:

  • Yapay zeka ve gelişmiş analitiği kullanarak içgörü ve kişiselleştirme arayışı ve bunu fiyatlandırma, pazarlama ve modelleme gibi şeylere uygulama
  • Kesinti süresini en aza indirmek için tahmine dayalı analitik kullanarak karmaşık sistemlerin optimizasyonu
  • Üretkenliği artırmak için robotik süreç otomasyonu ile manuel görevlerin otomasyonu
  • Kanallar arasında müşteri yolculuklarının entegrasyonu ve çok kanallı bir deneyim sunulması

Çok yakın gelecekte BT departmanlarının yapısının kökünden değişeceğini düşünüyorum. Gartner’in yazısına ve WSJ’deki makaleye göz atın.

The Rise of Business Technologists | Gartner

It’s Time to Get Rid of the IT Department | WSJ

AB Yazılım Ve Bulut İşletmeleri Microsoft’a Karşı NextCloud’la Birleşti

 

“AB yazılım ve bulut işletmeleri, Microsoft’un işletim sistemini çevrimiçi hizmetlerle bir araya getirme konusundaki rekabete aykırı davranışıyla ilgili olarak Avrupa Komisyonu’na şikayette bulunmak üzere Nextcloud’a katıldı.”

“Nextcloud, “Dropbox ve Google Drive gibi tüketici sınıfı çözümlerin kullanım rahatlığını ve kolaylığını güvenlik, gizlilik ve kontrol gibi iş gereksinimleriyle” birleştirdiğini iddia ettiği şirket içi işbirliği platformları satıyor. ” Bu platform aynı zamanda Açık Kaynak bir platform.

“Sorun, OneDrive ve Microsoft’un onu (ve Teams gibi diğer hizmetleri) Windows yazılımıyla paketlemesinden kaynaklanıyor.” Ne var canım bunu çıkarır diğerini kullanırız diyemiyorsunuz çünkü OneDrive kullanımı sizin tercihinize bıraklımış değil. Oysa teknolojilk olarak OneDrive seçeneğini opsiyonel yapmak çok kolay.

Nextcloud, ABD teknoloji devlerinin AB içinde hizmet olarak yazılım pazarının payının yüzde 66’sına sahip olduğunu, buna karşılık yerel alternatiflerin yüzde 16’ya düştüğünü iddia ederek “Bu gibi davranışlar [rekabet karşıtı olduğu iddia edilen uygulamalar], teknoloji devlerinin bu büyümesinin merkezinde yer alıyor ve durdurulması gerekiyor” diye açıklama yaptı.

“Yani bir kez daha antitröst avukatları bıçaklarını biliyorlar.”

Bu konu 1990’lı yıllarda Netscape(Artık yok) ile Internet Explorer (Microsoft) arasındaki davaya benziyor. Netscape, Microsoft’a karşı açtığı davayı kazandı fakat şirket çoktan batmıştı.

Burada durum tam olarak aynı değil, NextCloud oldukça iyi bir platform geliştirdi ve Microsoft Windows artık alternatifi olmayan bir işletim sistemi değil.

Bazen internet üzerinde “Microsoft artık Open Source oldu” , “Opensource dünyaya Microsoft yön veriyor” gibi şeyler okuyorum. Bunlar sadece yanıltıcı değil aynı zamanda yönlendirici ve marketing için yapılan söylemler.

Microsoft .NET teknolojisini mecbur olduğu için Açık Kaynak haline getirdi, sektör içinde farklı paydaşlar ve teknolojiler için daha entegre olmaları gerekiyordu. 

Bu arada unutmayın lütfen: .NET teknolojisi yerine kullanabileceğiniz birçok teknoloji var. 

Microsoft Exchange(e-posta sunucusu), MS Windows, MS OfficeSQL Server(veritabanı). Bu platformlardan hiçbirisi ne açık kaynak oldu ne de açık kaynak olacak. Sadece yeni geliştirdikleri ve stratejik olarak önem verdikleri Cloud teknolojilerini Açık Kaynak geliştiriyorlar, çünkü bu şekilde yapmak daha ucuz ve paydaşların bilgi birikiminden faydalanabiliyorlar (Azure SONIC projesi gibi).

Microsoft kötüdür demek istemiyorum; isteyen istediği platformu kullanır. En iyi platform, sizin en iyi bildiğiniz ve sizin için en uygun olan platformdur.

Kendi tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim; Microsoft’un konusunda en  iyisi diyebileceğim sadece 1-2 tane yazılımları var. 

(Merak edenler Telegram kanalından bu konuda soru sorabilirler)

Nextcloud and cloud chums fire off competition complaint to the EU over Microsoft bundling OneDrive with Windows | The Register

General Electric Parçalanırken, Big Tech Eski Endüstriyel Holding Yapısını Sonsuza Kadar Değiştiriyor

Kesinlikle haberiniz vardır; Genereal Electric, Johnson&Johnson, Toshiba gibi eskinin endüstriyel devleri, daha küçük parçalara bölünerek devam etme kararı verdiler.

Onlar bu kararı verdiği günlerde, Amazon elektrikli kamyon işine GE’nin şu anki değerinden daha fazla yatırım yaptı.

Aşağıdaki makale Big Tech’in atalarından (klasik endüstriyel holdingler) neden çok daha dayanıklı olacağını açıklıyor. Ana fikir ise şu:

Eski Holdingler, işletmeleri tek bir çatı altında toplamaya çalıştı, oysa günümüzün şirketleri/holdingleri (mesela Amazon, Apple vs) bir çok işletmeyi farklı platformlar altında topluyor.

Bu tutum, günümüz şirketlerinin daha uzun süre yaşama sebebi olarak sunuluyor. Makaleye göz atmanızı isterim.

In GE’s Split, Some See End of Sprawling Industrial Conglomerates | WSJ

İş Yerinde Kullanılan En İyi Ve En Kötü Teknolojiler Araştırması

Pandemi ve beklenenden erken gerçekleşmeye başlayan dijital dönüşüm rüzgarı ile birlikte, iş için (Ofis veya evde) kullandığımız teknolojilerin de sayısı arttı.

Bu hafta bununla ilgili The Wall Street Journal’da yapılmış bir anketin sonuçlarına denk geldim. Gazete, okurlarına işlerini halletmelerine en iyi hangi araçların yardımcı olduğunu ve hangilerinin büyük zaman kaybı olduğunu sormuş.

Aşağıdaki makalede bir çok cevaba yer verilmiş. Fakat benim en çok dikkatimi çeken bazı katılımcıların Zoom, Team, Go to meeting ve Slack, üretkenliği olumsuz etkileyen teknolojiler olarak belirtilmesi.

Katılımcılar Zoom tipi araçların (Team, Go to Meeting) çalışanları sürekli toplantıya hazır olmak zorunda bırakmasını olumsuz olarak değerlendiriliyor. Slack’in ise sürekli öten bildirim sesinden rahatsız olduklarını dile getirmişler.

Buna karşılık üretkenliği en iyi etkileyen teknoloji olarak, dış sesi kesen kulaklıklar, akıllı telefon ve diz üstü bilgisayarlar belirlenmiş.

Benim fikrim ise amacına uygun olarak ve bilinçli kullanıldığı taktirde hepsinin üretkenliği arttırdığı yönünde.

Makalede toplantı odasında kullanılan projektörü, birden çok monitör kullanımını ve hatta VPN i olumsuz olarak değerlendiren birçok eğlenceli cevap var.

Göz atın derim.

The Best and Worst Workplace Technologies | WS

Bu haftalık bu kadar.

Bize iletmek istediğiniz fikir ve yorumlarınız varsa duymayı çok isteriz. Bunun için, bu maili cevaplayarak bize yazabilirsiniz.

Telegram’daki iletişim platformumuza gelmeyi unutmayın. Ve eğer yayınımız hoşunuza gittiyse, bu bülteni lütfen arkadaşlarınıza da önerin.

Çünkü tarafsız yorum, herkesin hakkı.

Görüşmek üzere,

Açık Kaynak Fikirler

Daha önce yayınladığımız bültenlere buradan erişebilirsiniz.

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kurumsal teknoloji trendlerinin her hafta tarafsız bir yorumunu edinmek ister misiniz?

Raporumuza Abone Olun