AKF

Meta Olmak yada Olmamak

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Merhaba,

Ted Chiang’ı tanıyor musunuz? Bence şu anda yaşayan en iyi bilim kurgu yazarlarının başında geliyor. 2019 yılında yayınlanan Exhalation (Nefes) isimli futürist kısa öykülerden oluşan kitabında, yapay zeka ve alternatif sanal evrenlere değinir.

FaceBook’un Metaverse’sinin tanıtımını görünce, kitaptaki öyküler aklıma geldi.

Zira Bay Zuckerberg, Metaverse’i şöyle tanımlıyor:

“Sadece içeriği görüntülemek yerine içinde bulunduğunuz, somutlaştırılmış bir internet”

Ve “Diğer insanlarla birlikte, sanki başka yerlerdeymişsiniz gibi; örneğin dans etme veya farklı fitness türleri gibi bir 2D uygulama veya bir web sayfasında kesinlikle yapamayacağınız farklı deneyimleri yaşıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz” diyerek detaylandırıyor.

Birçok yerde bunun, Facebook’un uzun süredir boğuştuğu veri toplama ile ilgili skandalları bastırmak ve üzerindeki siyasi baskıları hafifletmek için yapılmış bir hamle olduğu yazılıyor.

Ben böyle düşünmüyorum. Çünkü Facebook uzun süredir bu işin içinde ve sanal gerçeklik şirketi Oculus’u satın alalı 7 yıl oldu.

Ben de dahil bir çoğumuz için en önemli kişisel ve sosyal etkileşimimizi sanal bir dünyada dijital bir avatar aracılığıyla yürütme fikri, uzak ve sevimsiz bir alternetif.

Fakat bu alternatif “tahmin ettiğimiz kadar” uzak mı?

Facebook’un sanal evren yaratmak için kullanacağı arayüz şimdilik Oculus tarafından üretilen sanal gözlükler. Fakat biliyoruz ki bir süredir, bir çok teknoloji firması bu gözlüklerden çok daha ileri bir adım olarak, beyin implantları üzerine çalışıyor.

Bu implantlar, kafatasına açılan deliklerden beyne yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla çalışan çok daha iddialı arayüzleri hedefliyor.

Her nekadar implant geliştirmeye çalışan firmalar, bunun bir takım nörolojik hastalıkları iyileştirmek için olduğu gibi ulvi(!) bir amaç öne sürse de, esas konunun “sanal gerçeklik pazarı ve metaveri” olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz.

Sosyal İkilem belgeselini hatırlayın. Facebook ve diğer teknoloji şirketlerinin üzerimizde zaten çok büyük bir gücü var. Ve bu güç hakkımızda daha fazla veri topladıkça büyümeye devam ediyor.

Dolayısıyla, eğer Facebook’un Metaverse’i gibi platformlar büyük teknoloji şirketleri tarafından sahiplenilir ve kontrol edilirse, hayatlarımız, özel verilerimiz ve diğer insanlarla özel etkileşimlerimiz üzerinde çok daha fazla güce sahip olacaklar.

Peki Facebook için söylediğimiz gibi, “Ben asla Metaverse kullanmam” diyebilecek miyiz?

Keşke bu soruya “Elbette” diye cevap verebilsem veya “Metaverse sadece bir Hype’dir” diyebilsem. Maalesef bu konuda oldukça karamsarım.

Demek istediğim; şu halimize bir bakın. Neredeyse iki senedir evden çalışıyor, evden eğitim alıyor, evden sosyalleşiyoruz. Sosyal izolasyon fikrini öyle benimsedik ki, sanal bir evren fikri artık pekçoklarına tuhaf görünmüyor.

Zoom’a bu kadar kolay alıştıysak, sanal bir ofise neden alışamayalım? Daha fenası, “alışamasak” bile, sanal bir ofiste çalışmamızı isteyen patronlara kaçımız direnebilecek?

Yada tüm dünyada siyaset ve adaletin geldiği noktaya bakın. İrili ufaklı bir çok dikatatör ülkeleri yönetiyor ve kendi çıkarlarına göre ülkelerinin yargı sistemlerini şekillendiriyor.

Böyle bir ortamda, verilerimizin güvenliği ile ilgili yasal güvenceyi elde edebilecek miyiz? Bedeli karşılığında beynimizin anahtarlarına talip olmayacak siyasetçi bulunabilecek mi?

Sanmıyorum.

Tahminimce Metaverse gibi sanal gerçeklik evrenlerinin önümüze hemen tüm verilerimizi toparlayan, tamamalanmış bir gerçeklik olarak sunulmayacak.

Bu, aşama aşama gerçekleşecek. Zira halen bir çok teknik problem var. Dolayısıyla önce Ofis ortamındaki masalar ve pencereleri göreceğiz ve sonra yavaş yavaş avatarımızın yapabilecekleri geliştirilecek.

Birinci teknik problem insan beyni ile ilgili, denge ve algılar konusunda VR cihazları çok büyük sorunlar yaratıyor. 2-3 Saat boyunca VR ile oynayan birisinin ciddi denge sorunları oluyor(Motion Sickness).

İkinci teknik sorun ise gecikme(latency), özellikle online bilgisayar oyunu oynayan kişiler bu durumu çok iyi bilirler(Lag). Edge computing konusuna halen çok uzağız ve bu durumun aşılması ve uç birimler arasında iletişim olabilmesi için 5-10 yıllık bir süre gerekiyor.

Fakat bu teknik problemler çözülebilir, bir yolunu bulacaklardır. Asıl problemli konu daha derinde.

İnternet içinde anonim olmak, yani sizi herkesin anında tanımıyor olması önemli bir kavramdır(anonymity). İnternette gezen insanlar bu durumun var olduğunu düşünerek, alışveriş siteleri, forumlar ve hatta porno siteleri gezerler. Mesela Twitter üzerinde kendi ismini kullanan çok az sayıda Türk aktivist var ve bu durum internetin bu kadar popüler olmasındaki en büyük sebepti.

Metaverse diye bahsedilen ortamda kaçak yolcuların varlığı çok ciddi sorunlar barındırıyor. Öncelikle benzersiz bir ID ile bu ortamda var olmalısınız, çünkü ortam içersindeki herşey ile etikleşime geçmeniz gerekiyor. Yani sizin kim olduğunuz tüm bu süreçte çok ayrıntılı bir şekilde bilinecek.

Birkaç söz’de NFT için söylemek gerekiyor. Metaverse içersinde dijital varlıklar ile ticaret yapılacağı veya yeni Dünyanın orası olacağı gibi fikirler var. Bu durumda herşeyin NFT ile sanal ortama geçeceği ve sanal ortamda herşeyin daha da değerlenceği düşünülüyor. 

NFT konusu ne kadar mantıklı peki? 

örneğin Van Gogh’un bir tablosunu NFT ile dijital ortama kaydedip satmak isterseniz, orjinal tabloyu yok etmeniz gerekir. Çünkü dijital hiçbir varlık tek ve benzersiz (unique) değildir. Fakat, tablet üzerinde doğrudan dijital ortamda çizdiğiniz bir karikatürü şifreleyebilir ve satabilirsiniz. İlerde grafik tasarımcılar veya oyun tasarımcıları geliştirdikleri ürünleri saklamak için böyle bir yöntem kullanabilirler, fakat şuanda konuşulduğu gibi bir kullanımın olmayacağını kolaylıkla söyleyebiliriz.

Günümüzün büyük teknoloji firmaları sanal evrenlere hükmetmek için tam durmaları gereken yerde duruyorlar. Eğer bu gerçekleşirse, insanlığın sanal evrendeki çevrim içi yaşamı, kitlelerin yeni afyonu olacak gibi duruyor.

Asıl soru şu;

Siz bütün parmak izlerinizin 3 boyutlu resmini çekip, anne kızlık soyadınızdan tutun, hiç kimseye söylemediğiniz sırlarınızı, hiç tanımadığınız birisine verirmiydiniz?

Yoksa bana birşey olmaz deyip en ön safta, tüm bilgilerinizi paylaşırmıydınız?

Aşağıya bu konuyla ilgili beğendiğim linkleri bırakıyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.

Şenol,

Neuralink İncelemesi: Kafanıza Çip Çaktırmaya Değermi? | Açık Kaynak Fikirler

Into the metaverse: how sci-fi shapes our attitudes to the future | Financial Times

The coming battle over the metaverse| Financial Times

Should Big Tech’s Plan for a Metaverse Scare Us? | Scientific American

Move over, space. Tech billionaires have a new utopian boondoggle: the ‘metaverse | Guardian

WHAT IS THE METAVERSE, AND DO I HAVE TO CARE? | The Verge

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kurumsal teknoloji trendlerinin her hafta tarafsız bir yorumunu edinmek ister misiniz?

Raporumuza Abone Olun