AKF

Sosyal Medya’daki “Özgür İfade Gerçekliği”

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Teknolojinin önemli isimleri, “özgür ifadenin” o kadar basit bir konu olmadığını defalarca tecrübe ederek öğrendi. Peki Bay Musk, Twitter’ın sahibi olduğunda ne olacak?

On yıl önce, CEO Dick Costolo da dahil olmak üzere Twitter yöneticileri, sosyal medya sitesinde insanların dilediklerini özgürce yayınlamasının ve yayınlanan şeylerin tüm dünya tarafından duyulmasının savunucusu olduklarını söylemişlerdi.

İşte o zamandan beri Twitter, dezenformasyon, hükümetlerin etnik şiddeti kışkırtmak için sosyal medyayı kötüye kullanmaları ve seçilmiş yetkililerin, beğenmedikleri tweetler yüzünden insanları hapse atma tehditleri sebebiyle bataklığa sürüklendi.

Facebook, YouTube ve diğer internet şirketleri gibi, Twitter da ifade özgürlüğü konusundaki kararlı çizgisinden sapıp, tabiri caizse “Tweet gardiyanına” dönüşmek zorunda kaldı.

Geldiğimiz noktada Twitter’in, çocukların cinsel istismarını teşvik eden materyaller, koordineli hükümet propagandası, taklit ürün teklifleri ve “birinin ciddi bir kazaya kurban gitmesini dileyen” tweetler gibi içeriği yasaklayan binlerce sayfa kuralı var.

Esasen geçtiğimiz 10 yıl, Silikon Vadisi’ndeki sosyal medya şirketlerinin “yüksek ilkeli fikirleri” ile “ifade özgürlüğünün” farklı insanlar için farklı şeyler ifade ettiği bir dünyanın karmaşık gerçekliği arasındaki çatışmalarla geçti.

Yakında, herkesin söz sahibi olabilmesi şeklindeki idealize edilmiş ifade özgürlüğü görüşü ile, alınması gereken milyonlarca “zor karar” arasındaki boşlukla yüzleşen kişi Bay Musk olacak.

Bay Musk, Twitter’ın sahibi olduktan sonraki planları hakkında net değil. Fakata anlaşmayı duyururken: “İfade özgürlüğü işleyen bir demokrasinin temel taşıdır ve Twitter, insanlığın geleceği için hayati önem taşıyan konuların tartışıldığı dijital bir kent meydanıdır” dedi.

Söylemesi, yapmaktan daha kolay….Şu gerçeği kabul edelim:

Bay Musk, konuyla ilgili göreceli bir amatördür. Bir kişiye verilecek özgür söz hakkının, diğerlerinin ifadesini susturabileceği gerçeğiyle ve her tür özgür ifade konusunu aşan spam, çıplaklık, politik propaganda, çocuklara zorbalık ve şiddet içeren kışkırtmalar gibi zor konularla henüz yüzleşmemiştir.

Dolayısıyla şu an için kendisinin ifade özgürlüğünü ideal hale getireceği yönündeki sözlerini söylemenin kolay fakat uygulamanın o kadar da kolay olmadığını düşünüyorum.

Esasen internette veya fiziksel dünyada neredeyse hiçbir yer mutlak bir özgür ifade alanı değildir. Çevrimiçi ifade özgürlüğünün zorluğu, şu soruların cevaplarıyla ilişkilidir: Özgür ifadenin ne kadarı ne zaman iyidir ve ne kadarı ne zaman kötüdür? Ve buna kim karar vermelidir?

Güçlü mahkemelerin, güçlü sivil grupların ve tarafsız haber medyasının olduğu ülkelerde(Eğer varsa böyle ülkeler) politikacıların özgürce eleştirilmesi, seçilmiş liderlerin rakipleri ile çevrimiçi ortamda tartışması vs. elbette iyidir.

Ancak unutmayalım ki Myanmar, Suudi Arabistan ve Somali gibi ülkelerde hükümet liderleri, kendilerini eleştirenleri amansız sosyal medya lincine maruz bıraktırıyor, çoğunlukla kontrolsüz olan yalanlarını yayıyor veya etnik şiddeti kışkırtmak için sosyal medyayı kullanıyor.

Bay Musk eğer Twitter’in, sitedeki moderatör rolünü kaldırmak isterse, insanlar, kendileriyle aynı fikirde olmayanlar tarafından taciz edilebilecekleri ve kripto para, sahte Gucci el çantaları veya pornografi içeriği ile karşılaşabilecekleri bir yerde takılmaya eskisi kadar istekli olacak mı?

Ayrıca 2016 ABD başkanlık seçimleri, Brexit oylaması ve Pandeminin ilk zamanlarındaki sahtekarlıkları, kışkırtmaları, etiketlemeleri, linç çağrılarını ve sonuçlarını da hatırlatmak isterim.

Gün geçtikçe dünya çapında daha fazla hükümet, sosyal medya şirketlerini çevrim içi ifade konusunda hükümet tarafından uygulanan kurallara uymaya geçmeye zorluyor.

Avrupa Birliği’ndeki Dijital Hizmetler Yasası da dahil olmak üzere yeni yasalar, Twitter ve benzerlerinin sitelerini yanlış bilgi ve kötüye kullanımdan arındırmak için daha fazlasını yapmaya zorluyor.

Dolayısıyla Bay Musk, çok ince bir çizginin üstünde yürüyor. Çünkü, Twitter ve diğer sosyal medya şirketleri, insanların çevrimiçi paylaşımlarına çok az müdahale ettiklerinde veya çok fazla müdahale ettiklerinde ifade özgürlüğüne ve demokrasiye potansiyel olarak zarar verme konumundalar.

Silikon Vadisi devriminin paradokslarından biri, medya kodamanları ve siyasi liderler gibi eski bilgi ve ikna bekçilerini yetkisiz hale getirmesi, ancak yenilerini yaratmasıdır.

Bay Musk’ın Twitter’ı satın alması bunu değiştirmeyecek.

Bu dijital medya baronlarının çok fazla güce sahip olmasını istemeyebiliriz, ancak gerçek şu ki, Bay Musk’ın, küresel söylemin etkili platformlarına erişim izni verme veya vermeme konusunda muazzam söz sahibi olan, bir avuç şirket yöneticisi arasına katılacağı gerçeğini gözardı etmek mümkün değil.

Dikkatimi Çekenler

Be Real Neden İlgi Çekiyor?

Belki sizin daha önceden haberiniz olmuştur. Fakat benim bu yeni sosyal medya uygulamasından yeni haberim oldu.

Instagram ve TikTok’taki filtreli ve önceden tasarlanmış gönderilere özgün ve filtresiz bir alternatif olarak sunulan uygulama, başta üniversite öğrencileri olmak üzere genç insanlar arasında oldukça popülermiş (6,8 milyon kullanıcısı var).

“iPhone’lar ve Android telefonlar için kullanılabilen Fransız üretimi uygulama, akıllı telefonlarının ön ve arka kameralarını kullanarak fotoğraf çekmeleri için kullanıcılara 24 saatte bir uyarı gönderiyor. Uyarının zamanlaması kullanıcılar için tahmin edilemiyoe ve her gün değişiyoe. Ayrıca hiçbir fotoğraf filtresine de izin verilmediği gibi, en baskın sosyal medya platformlarının aksine, reklamlar ve görünür takipçi sayıları da yok.”

“BeReal, kullanıcıların kendisini gizlemesini engelliyor. Herhangi birinin resimlerini görmek için, kullanıcıların önce kendi resimlerini paylaşmaları gerekli. Bir kullanıcı geç paylaşımda bulunursa, başkalarının fotoğraflarını görüntülemek için fazla zamanları olmuyor; çünkü bir sonraki bildirim çıktığında tüm gönderiler sıfırlanıyor”

Z kuşağı için oldukça ilgi çekici olan uygulama ile güzel bir yazının linkinin aşağıya bırakıyorum.

Why BeReal, a Social-Media App With No Photo Filters, Is Attracting Gen Z | WSJ

Startup Kurucularının Ruh Sağlığı Üzerine

Aslında sadece Startup değil, kendi işini kuran ve hatta çalışan herkes için ruh sağlığını koruma hakkında oldukça güzel bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.

Bu yazıdaki beni en çok etkileyen çıkarım, her işletmenin, her çalışanın farklı olduğu ve birbiriyle kıyaslanmaması gerekliliği. Çünkü eğer yeni bir işletme kuruyorsanız veya herhangi bir iş yerinde çalışıyorsanız başarınızı bir şekilde ölçebilmek için, ister istemez diğerlerinin ne yaptığıyla ilgilenrisiniz.

Ne kadar hızlı büyüyorlar, hangi müşterilerle çalışıyorlar, hangi projeyi başarıyorlar vs. Fakat esasen bu son derece sağlıksız ve üstüne üstlük yanlış bir tutum. Çünkü hem daha başarılı olmanız için herhangi bir veri sağlamıyor hem de depresyona davetiye çıkarıyor.

Devamı için yazıyı lütfen okuyun.

Managing Your Mental Health While Running a Startup | Future.a16z

Teknolojide Öne Çıkanlar

Şenol Çolak tarafından,

NHost Serverless Backend

Serverless teknolojiler tanıtmaya devam ediyoruz.

Nhost kullanarak şirketler, dosya depolama, veritabanları, kullanıcı kimlik doğrulaması, API’ler ve daha fazlasını kapsayan tüm arka uç(back end) geliştirmelerini ve bulut altyapısını otomatikleştirebilir.

Nhost kendisini şu şekilde tanımlıyor; “Müşterilerimiz, oluşturmak istedikleri ürünle doğrudan ilgili olmayan birçok sorunla uğraşıyorlar. Bizim yaptığımız, müşterilerimizin zaman ve kaynak kaybını ortadan kaldırmak. Nhost ile müşteriye yönelik ürünlerini yalnızca bir dakika sonra oluşturmaya başlayabilirler.”

Nhost kullanmadan önce GraphQL ve RestAPI arasındaki farkı bilmenizi öneririm. Nhost’un sağladığı platform GraphQL üzerinde çözüm üretmenizi sağlıyor.

https://nhost.io/

   Nasıl bir Platform?

Aşağıdaki videoda Kubedo’ya üye olmaktan, herhangi bir servisin(WordPress ve Vaultwarden) çalıştırılması ‘na kadar tüm süreçlerini gösterdik.

yorumlarınızı bizimle paylaşın lütfen, [email protected]

Başka Şeyler

Saul Geri Döndü

 

Aranızda Better Call Saul’u hiç izlemeyen var mı bilmiyorum. Fakat bana kalırsa Breaking Bad ile birlikte gelmiş geçmiş en iyi dizi.

İki sene aradan sonra son sezonu gösterime girdi. Kişisel olarak, tüm sezonlarını baştan başlayarak tekrar izlemeyi planlıyorum.

Size de tavsiye ederim.

Better Call Saul| İMDB

Bu haftalık bu kadar. Okuduğunuz için teşekkürler. Eğer yayınımızı beğendiyseniz, lütfen sosyal medyadan ve arkadaşlarınızla paylaşın.

Melis Çolak

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kurumsal teknoloji trendlerinin her hafta tarafsız bir yorumunu edinmek ister misiniz?

Raporumuza Abone Olun