AKF

Bizi Bilgi ve Çalışmak Kurtaracak!

Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Merhaba
Bu hafta bu yayını yapıp yapmamak konusunda çok düşündük. Dünyanın en güzel ülkesi günlerdir cayır cayır yanarken, yaptığımız iş tabiri caizse “köy yanarken taranmaya” benziyordu.

Bu yayın böyle hissederek hazırlndı!

Yangınla ilgili daha uygun bir haber alma kanalı olmadığı için, bir gözümüz Twitter’de, bir gözümüz yangın riskli bölgede yaşayan ailelerimizden gelecek telefonda; kah üzüntümüzden ağlayarak, kah hırsımızdan söylenerek bir şeyler ortaya koymaya çalıştık.

Çünkü bir kere daha gördük ki; ülkemizde en tepeden en alta kadar yayılmış olan organizasyon eksikliği, gene en tepeden en alta kadar yayılmış “bilgisizlik” ve “cahillikten” kaynaklanıyor.

Bu sebeple, zamanında Bulut Bilişim için,“Fazla kafayı takmayacaksın, takarsan kayayı sıyırırsın. Batılının yaptığını alıp kullanacaksın” diyen ulaştırma bakanına ve o zihniyete inat, yayınımızı yapmaya devam ediyoruz.

Bizi bilgilenmek ve çalışmak kurtaracak. “Kafayı takıp” gerçekleştirdiklerimiz çözecek sorunlarımızı. Bunun için hepimiz elimizden geleni yapmalı; en iyi bildiğimizi ortaya koyarak, her türlü üretime katkı sağlamalıyız; bir yazılımın, bir tarımsal ürünün, endüstriyel bir buluşun, önemli bir bilginin, herhangi bir konuda eğitimin…

Hepimize geçmiş olsun!

BULUT

Verileri Bulutlar Arasında Taşıyan Şirketler Gerekiyor

WSJ’de okuduğum bir makale, zaten uzun süredir üzerinde çalıştığım bir konu olan, Bulutlar arası esneklik ile ilgili oldukça yönlendirici veriler içeriyor.

Çoklu Buluta geçiş bildiğiniz gibi hızla devam etmekte. Fakat, farklı hizmet sağlayıcılar arasında çalışmak bir takım zorlukları da berberinde getiriyor.

Çünkü, her bir bulut sağlayıcının kendine ait depolama ve ağ oluşturma yöntemi var ve bu sebeple bulutlar arasında veri taşımak hayli meşakkatli.

Makaledeki şu cümle ise, benim bugüne kadar defalarca söyledğim şeyi onaylar nitelikte:

“Her bulut sağlayıcısı, size öyle olmadıklarını söyleseler bile, kilitlenmeye odaklanıyor”

Bu sözü söyleyen ise, San Antonio merkezli sigorta şirketi USAA’nın sorumlu başkan yardımcısı Michael Willette. USAA, verileri gerektiği gibi taşıyarak esneklik oluşturmak için bulut teklifleri arasında yıllardır çalışmaya çalışıyor…

USAA, örneklerden sadece biri. Bu durumda olan veya bu meşakkatli durumu göze alamadığı için AWS veya Azure’ye kilitlenen milyonlarca şirket var.

Ana bulut sağlayıcıları, müşterilerin sistemler arasında köprü oluşturmasını sağlamak için kendi araçlarını sunuyor. Ancak bulut kullanıcısı şirketler, bu araçları kullanmanın da kilitlenmeye neden olacağını bildiği için, bu seçeneklere mesafeli yaklaşıyor.

Dolayısıyla bulutlar arasında esnek veri taşımak ve çeşitli bulutlardaki uygulamaları daha iyi yönetmek için araçlar sağlamak üzere yeni yazılım şirketleri gerekiyor.

Bu tür şirketlere örnek olarak, son iki yıldır en popüler bulut hizmeti şirketlerinden biri olan Snowflake’yi gösterebiliriz.

Makalenin linkini aşağıya bırakıyorum

Battle for the Cloud, Once Amazon vs. Microsoft, Now Has Many Fronts | WSJ

SİBER GÜVENLİK

Gartner’in 2021 TOP Güvenlik Yönetimi Trendleri Raporu 

 Siber Güvenliğin her geçen gün öne çıktığı, korkunç ataklarla büyük zararlara uğranılan günümüzde, artık eski yüzeysel güvenlik yaklaşımları terk ediliyor.

Gartner bu konuda önemli bir rapor hazırladı.

Rapordaki bir çok konuya daha önce biz de şu ve şu yazılarımızda değinmiştik.

Rapordan:

“Kuruluşlar, eski güvenlik kontrollerinin ötesinde, altyapılarının dışında daha fazla bilgi işlem varlığının bulunduğunu fark ediyor. Bu arada, yöneticiler artan siber güvenlik riskinin farkındalar. Güvenlik ve risk yönetimi liderleri, değişime uyum sağlamak ve esnekliği sağlamak için bu en önemli trendlerden yararlanmalıdır.”

Rapordaki trendler:

Trend Grubu 1: Konumdan Bağımsız Güvenlik
Trend Grubu 2: Güvenlik Organizasyonunun Evrimi
Trend Grubu 3: Güvenlik Teknolojisinin Gelişimi

olmak üzere 3 gruba ayrılmış ve daha sonra her biri detaylandırılmış.

Herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum

Top Security and Risk Management Trends 2021 | Gartner

BT YÖNETİMİ

Mercedes’ten Örnek Yaklaşım

Mercedes,

“Son birkaç yılda Özgür ve Açık Kaynak Yazılım (FOSS), sektördeki hemen hemen her uygulamanın temeli haline geldi. Mercedes-Benz olarak biz de, Açık ve İç Kaynağı kucaklamaya yönelik katı bir “kendi kodumuzu geliştiriyoruz” tutumundan uzakta, bir süredir yazılım geliştirmeye yönelik yaklaşımımızı dönüştürüyoruz.”

diyerek, artık açık kaynak yazılımı benimseyen bir şirket olduğunu duyurdu.

Mersedes’in open source web sayfasında, amaçları, bunu neden yaptıkları, nasıl yapılacağı, ilkeleri, projeleri vs. son derece şeffaf ve bir o kadar motive edici olarak açıklanmış.

Son dönemlerde “Açık Kaynaklı” olmanın önemini kavramış ve bu şekilde hareket etmek isteyen işletmelerin sayısı hızla artıyor. Mercedes Benz gibi yüz yıllık şirketin bu şekilde değişmeye başladığını görmek çok sevindirici.

Bir çok şirket Açık Kaynak konusunda nasıl bir strateji uygulacağaını bilemiyor. Yani “Artık biz açık kaynaklı bir şirketiz” diyerek GitHub’a bir kaç proje eklemekle kotarılabilecek bir konu değil. Hatta bunları yaptığınızda hiç beklemediğiniz sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Şirket çalışanlarının, kurumun açık kaynak paylaşımlar konusunda nasıl bir strateji izlediği ve bunun nasıl yapılması gerektiğini mutlaka bilmeleri gerekiyor.

Bu konunun birde sektör tarafından nasıl algılanacağı var. Müşterilerin, geliştiricilerin, camianın ve personelinizin neyi neden yaptığınızı anlayıp, samimiyetinize güven duyması gerekiyor. Bu da detaylıca düşünülmüş (vizyon ve misyon tanımlarını da içeren) bir tanıtım kampanyası yapmanız gerektiği anlamına geliyor.

Mesela bu problemin , Almanya’da Cloud Danışmanlığı vediğim 900 çalışanı olan büyükçe sayılabilecek bir teknoloji şirketinin boğuştuğu önemli bir sorun olduğuna yakınen şahidim.

Mercedes bunun için apayrı bir web sayfasında kendini anlatmış. Neyi neden yaptığı ve GitHub’daki projeleri son derece açık bir şeklide web sayfasından paylaşmış. Ve bu konudaki tanıtım faaliyetleri de devam ediyor.

Bu konuda aksiyon almak isteyen şirketler için harika bir örnek, kurumunuz için inceleyerek benzer birşeyi nasıl yapabileceğinizi kurgulayabilirsiniz.

Mercedes Open Source | Opensource-mercedes

TEKNOLOJİDE ÖNE ÇIKAN

Linux Kernel Modülü Yazmak İsteyenler İçin harika Bir Rehber

Başlık her şeyi anlatıyor. Tamamen ücretsiz bir kılavuz kitap. GitHub’tan ulaşabilirsiniz. Özellikle embedded programing veya driver(sürücü) geliştirmek isteyen kişiler mutlaka incelemeli.

Sıfırdan bir modül geliştirme işini 2003 senesinde bir Equinox SST kart için yapmıştım. Maalesef,  o yıllarda internette bu konuda kaynak bulmak çok zordu. Dökümanı gerçekten çok beğendim, ilgilenen arkadaşlara şiddet ile öneririm. 

The Linux Kernel Module Programming Guide | GitHub

KURUMSAL HAYAT

Sizden Başka Herkes Ofise Döndüğünde

Uzun zamandır konuşuyoruz: “Ofisler yeniden açıldıkça birçok kuruluş hibrit bir iş yeri planlıyor. Bazı çalışanlar evden çalışacak; diğerleri ofise geri dönecek; diğerleri de ikisini birleştirecek.

Peki ya iş arkadaşlarınızın çoğu ofise dönüyorsa ve siz bir avuç (ya da belki de tek) evde kalandan biriyseniz?”

WSJ’de “hem profesyonel etkinliğinizi hem de uzaktan çalışma yeteneğinizi korumak için önceden plan yapmak ve işte nasıl alakalı ve üretken kalacağınıza dair” bir makale yayınlandı.

Görünen o ki, uzaktan çalışma oldukça sert savaşlara sahne olacak. Yöneticilere ve iş arkadaşlarına karşı sürekli bir “çalıştığını kanıtlama” durumu gündemde gibi görünüyor.

Açıkcası oldukça itici bir durum.

Makalede önerilenlerden bazıları şöyle:

1.Patronunuzla daha fazla zaman planlayın
Yönetinizle en az 45 dakika süren, haftalık bire bir görüşme yapın. Yaptıklarınızı anlatın, tavsiye isteyin.(yönetici egosunu besleyin)

2.Promosyonları tartışın
“Açık sözlü olun ve yöneticinize uzaktaki durumunuzun ekipteki yerinizi nasıl etkileyeceğini ve yükselmek için hangi objektif, iyi tanımlanmış hedeflere ulaşmanız gerektiğini sorun”

3.İlk yanıt veren siz olun
Yöneticilerin en çok çekindikleri konu, çalışanların evdeyken daha az duyarlı oldukları yönünde. Makalede, yöneticiden gelen maillere en önce yanıt vermenin bu algıyı kıracağından behsediyor.

4.İş arkadaşlarınızla etkileşim kurun
Makalede, takım içinde Slack kanalında o gün için iş planınızı yayınlayan ilk kişi olmak (çünkü herkes giyinirken veya işe giderken siz masanızdasınız); öğleden sonra bir müşteri krizini nasıl çözdüğünüzü özetleyen bir e-posta göndermek (herkes eve dönüş yolundayken); veya bir iş arkadaşınızın yeni doğan bebeği için hediye sepeti düzenleme işini üstlenmek.” gibi işlerin güçlü meslektaş ilişkileri sağlayacağı belirtilmiş.

Güçlü meslektaş ilişkileri, en az patronu etkilemek kadar önemli; özellikle takım çalışması içindeyseniz. Bu tür işler de, sizin çevrim içi olduğunuzu ve çalıştığınızı iş arkadaşlarınıza kanıtlayan göstergeler olarak kabul ediliyor.

5.Uzaktan Çalışmanın avantajını kullanın
“Ofisteyken yapılması zor olan odaklanma gerektiren, zor işleri üstlenin. Mümkün olduğunca, bu tür sessizlikte düşünmeniz gereken (Burada evinizin bir ofise göre daha sessiz olduğu varsayımı yapılıyor.) nispeten yalnız kotarılacak görevleri üstlenmeyi teklif edin.” Bu sizi uzun belgeler, derin veri analizleri veya karmaşık araştırmalar için ekibin gözdesi yapabilir.

6.Güvenebileceğiniz Bir Grup oluşturun
Evde olmanın bir avantajı olarak yardım alın.
“İşiniz için faydalı olabilecek meslektaşlarınızı, arkadaşlarınızı ve aile üyelerinizi belirleyin ve birbirinize yardımcı olabilmeniz için düzenli uzaktan ortak çalışma tarihleri, bir Slack kanalı veya tekrar eden telefon görüşmeleri ayarlayın”

7.Saat diliminizden yararlanın
“Farklı bir saat dilimindeyseniz veya iş arkadaşlarınızdan daha erken (veya daha sonra) çalışmayı seviyorsanız, bu zamanlama farklılıklarını tüm ekip için çalışmak için harcayın.

Ekibin geri kalanının süresi dolduktan sonra (veya onlar devreye girmeden önce) geri bildirim sağlamak, belge düzenlemelerini üstlenmek veya önemli bilgileri ortaya çıkarmak için gönüllü olun.

Bu makaleyi ve özellikle 8. maddeyi açıkçası biraz tuhaf buldum. 8. maddedeki fazla mesai yapılması gerektiği vurgusu bana kalırsa yanlış.

Uzaktan çalışan hiçkimse karşılıksız fazla mesai yapmak zorunda olmamalı. Eğer böyle bir şey yapılarak işimizi “güvende” tutuyorsak bu yöntemde büyük bir hata var demektir.

Ayrıca makaledeki önerilen sürekli “kendini kanıtlama” çabasını da, hibrit çalışmanın geleceği açısından oldukça korkutucu bulduğumu itiraf etmeliyim.

What to Do When Everybody Returns to the Office—but You Remain Remote | WSJ

BAŞKA ŞEYLER

Bu hafta başka şeyler yok. Elimiz varmadı, eğlenceli bir şeylerden söz etmeye. Bu seferlik affedin

Bu haftalık bu kadar.  

Bize iletmek istediğiniz fikir ve yorumlarınız varsa duymayı çok isteriz. Bunun için, bu maili cevaplayarak bize yazabilirsiniz.

Telegram’daki iletişim platformumuza gelmeyi unutmayın. Ve eğer yayınımız hoşunuza gittiyse, bu bülteni lütfen arkadaşlarınıza da önerin.

Çünkü tarafsız yorum, herkesin hakkı.

Görüşmek üzere

Şenol Çolak

Daha önce yayınladığımız bültenlere buradan erişebilirsiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Share on linkedin
Share on twitter
Share on xing
Share on telegram
Share on reddit
Share on email

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kurumsal teknoloji trendlerinin her hafta tarafsız bir yorumunu edinmek ister misiniz?

Raporumuza Abone Olun